Evliya çelebi’nin de eserlerinde yer alan kızıl elma ifadesi, eski çağlardan beri Türkler tarafından kullanılmıştır. Kızıl elma tek bir manası olan bir ifade değildir.  Birçok farklı manalara gelmesiyle birlikte en çok kullanılanları şunlardır:

  • Dünya hakimiyetinin ifadesi
  • Türk ordusunun hedefi
  • Ordunun gerçekleştirmek istediği ülkü
  • Hatta bir zamanlar İstanbul’u bile ifade ediyordu.

Kızıl elma ifadesinin ilk olarak nerede ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. Fakat Türkler’in Çinlilerle savaşmaktan ve entrikalardan bıkıp atlarının yönünü batıya çevirmesiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Bu açıdan hep batıya yönelmiş bir ülküdür. Kızılelma ülküsünün ilk ne zaman ortaya çıktığı bilinmese de genellikle başlangıcı Ergenekon destanı ile ilişkilendirilir. Kızılelma dağlar arasına hapsolmuş bir milletin kurtuluşunun sembolü olmuştur. Her ne kadar Ergenekon destanında yol rehberi olarak bir kurt tasvir edilse de manevi rehber Kızılelma olmuştur.Kızılelma aynı zamanda Oğuz Türklerinin batıya yönelmesini sağlamıştır.

Ergenekon‘dan sonra Oğuz Tükleri hazar denizine yönelmişlerdir. Bu esnada hazar kağanı ile mücadeleye girişmişleridir. Hazar kağanının çadırına işlenmiş ve hakimiyet simgesi olan altın topu ele geçirmek Oğuzlar için kızıl elma olmuştur. Kavramın önemi, Osmanlı döneminde daha bir öne çıkmıştır. Osmanlılarda bir şehir fethedilmeden önce kızıl elma olarak anılırdı.

Kimi zaman büyük bir şehrin katedrali kimi zamanda Avrupa’nın bir ülkesi olmuştur. Avrupa’nın birçok şehri Osmanlı edebiyatında hep kızıl elma ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle Fatih’in İstanbul’u fethetmesinden önce Kızılelma ile İstanbul birçok sanat eserinde ilişkilendirilmişti. Osmanlılarda akıncı birliklerin kızıl elma açısından önemli bir görevi vardı. Akıncılar sınır bölgelerinde bu ülkü ile ilişkilendirilen düşman ülkelerine ani baskınlar düzenleyen süvari birlikleriydi. Akıncılar hafif süvari birliklerinden oluşuyordu.

Temel görevleri aslında yol durumlarını, karşı tarafın askeri gücünü ve halkın tepkisini ölçmek gibi  istihbarat faaliyetleriydi. Akıncılar babadan oğula geçerdi ve bu birlikler aile isimleriyle anılırdı. Osmanlının en meşhur akıncı aileleri şunlardır:

  • Silistire’de Malkoçoğlu ailesi
  • Mora’da Turhanlı ailesi
  • Sofya’da Mihalli ailesi

Yorum Bırakın

Copyright © 2016. Created by Ne Demek